Ceyhan Elmas
Ceyhan Elmas’ın parfüm dünyasındaki yolculuğu 2004 yılında Avrupa’da başladı.

Aslında Avrupa’ya gidiş amacı parfüm değildi. Farklı bir iş kolu ve farklı bir hayat planıyla başlayan bu süreç, zaman içerisinde bambaşka bir yöne evrildi. Parfüme duyduğu merak büyüdükçe, Avrupa’da olmanın ona çok önemli bir avantaj sağladığını fark etti: doğru bilgiye, doğru insanlara ve işin kaynağına ulaşabilmek.
O dönem Türkiye’den bakıldığında erişilmesi çok daha zor olan birçok kaynak, hammadde, uzman ve çalışma kültürü Avrupa’da çok daha yakındı. Bir alana gerçekten merak duyduğunuzda, o alanın içinde çalışan insanlara ulaşmak, farklı parfüm evlerini görmek, hammaddeleri tanımak ve sektörün merkezindeki yaklaşımları gözlemlemek çok daha mümkündü.
Ceyhan Elmas için en büyük şanslardan biri de bu oldu.
Parfüm dünyasına ilk ciddi adımını, bu alanda başarılı işler yapan ve çok sevdiği bir arkadaşının yanında çalışma fırsatı bulmasıyla attı. Arkadaşının ona bu dünyanın kapısını açması, merakın zamanla gerçek bir mesleki yolculuğa dönüşmesini sağladı.
İlk yıllar, tam anlamıyla öğrenme ve gözlemleme dönemiydi. Bir parfümün yalnızca güzel kokmasının yeterli olmadığını; hammaddenin, dengenin, formülün, tenle kurduğu ilişkinin ve zaman içinde geçirdiği dönüşümün ne kadar önemli olduğunu bu süreçte keşfetmeye başladı.
Uzun süre arkadaşının yanında çalıştı. Daha sonra farklı yerlerde, farklı ekiplerin ve farklı çalışma kültürlerinin içinde bulunarak deneyimini genişletti. İyi yapılan işleri gözlemledi, farklı yaklaşımlar gördü, farklı bilgiler topladı ve zaman içerisinde kendi bakış açısını oluşturmaya başladı.
2004 ile 2011 arasındaki yaklaşık yedi yıllık dönem, onun için bir anlamda çıraklık, gelişim ve kendi dilini bulma süreciydi. Bu süreçte yalnızca parfümü teknik olarak öğrenmedi. Kendi zevkinin, kendi koku algısının ve kendi tasarım anlayışının da yavaş yavaş şekillendiğini fark etti.
Bir noktadan sonra artık yalnızca “Bu güzel bir parfüm mü?” sorusu yeterli gelmemeye başladı.
Yerine başka sorular geldi: “Ben nasıl bir parfüm yaratmak istiyorum?” “Benim anlatmak istediğim duygu ne?” “Bir insan benim tasarladığım kokuyu kullandığında ne hissetsin?”
Asıl dönüşüm de burada başladı.
2011 yılına gelindiğinde artık yıllardır öğrendiği, gözlemlediği ve deneyimlediği her şeyi kendi imzasıyla ortaya koyma zamanı geldiğini düşündü.
Temelindeki fikir oldukça basitti: “Madem bu işi öğrendim, madem kendi parfümlerimi tasarlayabiliyorum; neden onları kendi markam altında insanlarla buluşturmayayım?”
Fratelli Diamanti’nin doğuşu da tam olarak bu düşüncenin sonucu oldu. Bu nedenle 2011 yalnızca bir markanın kurulduğu tarih değil; yıllarca süren öğrenme döneminin, kendi imzasını ortaya koyduğu yeni bir döneme dönüşmesiydi.
Ceyhan Elmas’ın parfüme yaklaşımının merkezinde bugün de aynı düşünce var:
Bir parfümü değerli yapan şey yalnızca içindeki notaların isimleri değildir. Asıl önemli olan, o notaların bir araya geldiğinde nasıl bir kompozisyon oluşturduğu ve insanda ne hissettirdiğidir. Bir müzik eserinde tek bir enstrüman nasıl parçanın tamamını anlatmaya yetmiyorsa, parfümde de tek bir nota kokunun karakterini anlatmaya yetmez. Bu yüzden onun için parfüm her zaman bir bütün olarak değerlendirilmesi gereken bir tasarımdır.
Ve bu yaklaşımı en iyi anlatan cümlelerinden biri de şudur: “Parfüm kıyafetin giysisidir.” Nasıl ki bir insan giyimiyle kendini ifade ediyorsa, kullandığı parfüm de onun görünmeyen imzasıdır.
Fratelli Diamanti zaman içerisinde tam olarak bu anlayış etrafında şekillendi.
Doğallık, zarafet, detay, aile ve sessiz lüks…
Markanın birçok detayında Ceyhan Elmas’ın kişisel hayatından izler bulunuyor. Örneğin Shades of Grey şişesinde yer alan iki taş, onun iki kızını temsil ediyor. Bu nedenle marka dünyasında birçok unsur yalnızca estetik bir tercih değil, arkasında kişisel bir hikâye taşıyor.
Bugün koleksiyonda farklı karakterlere sahip birçok parfüm bulunuyor. Ancak Ceyhan Elmas için önemli olan hiçbir zaman insanların yalnızca bir nota listesine bakarak parfüm seçmesi olmadı.
Asıl istediği şey, kişinin kokuyla bir bağ kurması.
Kokunun tende nasıl değiştiğini fark etmesi.
Bir hatırayı, bir insanı, bir şehri ya da bazen adını bile koyamadığı bir duyguyu hatırlaması.
Çünkü ona göre iyi bir parfüm yalnızca koklanmaz.
Yaşanır.
Bugün Nişantaşı’ndaki parfüm evi, düzenlenen özel koku geceleri, yeni tasarımlar ve farklı projeler de aslında bu uzun yolculuğun devamı.
Ama başlangıç noktası hâlâ çok net: 2004 yılında Avrupa’da, aslında başka bir amaçla başlayan bir hayat yolculuğu… Doğru zamanda doğru insanlarla karşılaşmanın getirdiği bir fırsat… Yıllarca süren öğrenme, gözlem ve deneyim… Ve sonunda: “Artık kendi hikâyemi anlatmak istiyorum.” diyerek başlayan Fratelli Diamanti.
Bu yolculuk bugün de devam ediyor.
Çünkü Ceyhan Elmas için parfüm hiçbir zaman bitmiş bir ürün değil; sürekli gelişen, değişen ve her yeni tasarımda yeniden öğrenilen bir dünya.
